Bir kuzgun sanrısında bulanıklaşan çöl düşlerimiz. Kaçırmışız bilgenin keyfini. Sonu yok bu kendimizden sürgün edilişin kendimizce. Bir ceylanın avcıdaki hatrı kadar değiliz Bundan hiç bir ok yaralamaz bizi. Çok sesli sosyolojik yalnızlığımın kanattığı buhranımla düşledim seni. Babamın anlattığı annemde yoktun ve iklimler gibi çok değişken kelimeler kullanmadan yazdım her gidişini mavi günlüğüme. Her sabah penceremde belirip duvarıma çentik atan güneş, bir çocuğun daha öldüğünü söylediğinden olsa gerek, adından önce adalet gelir göçebe aklıma. Sanırım aşkı için gözyaşı dökenlerin çok vakti olmalı. Bu dünya ç...