Ana içeriğe atla

Yayınlar

Aralık, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Kırılmak üzerine

Annem misafirlerin yanında "mutfak rafından parayı al, 4 ekmek ve şeker al" demişti ve ben usluca gidip almıştım. aynı gün "kol kırılır yen içinde kalır" sözündeki "yen" kelimesini bilmediğim için dayak yemiştim hocamdan. Hocam haksızdı. Çünkü raftan aldığım iki aydır ödenmeyen veresiye defteriydi. Annem kırılmıştı yoksulluktan ben bakkalın fırçasından ikimizde kırılmıştık, içimizde kalmıştı.

Dikkat et.

Bilmelisin; ayak izlerine değen topuklarım içini sızlatır. Dokunduğun yerlerde duran ellerim Dikkat et Bulutu çekerken gökyüzünü düşürme Değmez bir damla yağmur için gök kuşağının dalını kesmeye Her rüzgar sevilmez getirdikleriyle Dikkat et İnsanları sevdiğini söylemek dürüst yapmıyor Dürüst olduğunu söylemek de insan... Kalp her yaşta ergendir Ağlar kapanıp içine Dikkat et çoktan seçmeli eziyetler sunma sevene Gönülde sathı müdafaa olmaz, Bırakır sevmeyi, eziyetinin beklenmedik bir gecesinde Dikkat et.

Betonda uyuyanlara...

Gülüşlere vurulan gemin adına denir çaresizlik. Gereksiz ne kadar hatır sorgusu varsa yapmacık kılıflarında yıkanmadan duruyor.Betonda uyumayı tercih edenlere selam olsun. En sevdiğim şarkı radyoda çıkmaya başladığında sen yoktun bu kez.Zaten şarkı da sana değildi. Yine de sıradaki parçam sana gelsin, sırf bunun için her parçam sıraya girer bilirsin. Müziğin evrenselliği geyiğini bir yana bırakırsak benim flamenkoda ağladığım gibi ağlamış mıdır bir ispanyol bozlak türküsünde? Hep umutsuzluğa çare gösterilen az faizli banka reklamlarından bu devre yanmalarım. Az faiz... Acaba diyorum az zinalı ilişkiler de mi kampanyalara gark olacak yakında? Az günahlı şirk mesela... Babam faizli kredi çekmemdeki ısrarı bir kadınla gayrı meşru ilişki konusunda da salık verir miydi? Diyorum ya hep bu az faizli banka reklamlarından geliyor saçmalamalarım. İçimizdeki doyumsuz hayvana bastırdığımız yeni kimliğin değişik şekilleri var. Her günahtan az, her sevabın 10 katı ferahlığı şampuan reklamların

Bercesteye İltica

Nasıl bir boşluk bu içimdeki. Hiç bir bakış, hiçbir gülüşün dindiremediği kızgınlığın sancısı bu. Daha ne kadar kızacağım kendime, ne kadar kızacağım sana...Bu yetimliğin hesabına bedel hiç bir ah tutması yok yer yüzünde.  Nasıl anlatsam bilemedim şimdi... Sürekli diş sancısı çeken hasta doktoru dişsiz kalsa ne kadar teselli buluyorsa, al benden de o kadar işte.  Geçmeyen sancı bu. doktor ölse boş. sancı bakî... "Bir şuh-ı şivekara esir etti kim beni Ne öldürür cefası ne gamdan aman verir" (Nedim) ...... 'uyan ey yareli şir-i jiyan bu hab-ı gafletten' (Namık Kemal)

Matem

Her ayrı geçen günün sayısını Tükettiğin heveslerime böldüm. Çok küfüratlı çıktı rakamlar. Bilmem kaç küfür yıldır işte...

Flu Ümmet

Sahtekarlık "pazarlama yöntemleri" adı altında güvenceye alındı artık. Küçük esnaf bile kampanya adı altında 3 kağıtçılık peşinde. Partileri ve kirli politikalarını saymıyorum bile... Onlar sanki hiç ölmeyeceklermiş gibi çalar ve çalmayı öğütlerse esnaf durur mu? "Bizi aldatan bizden değildir" diyen peygamberden, "Bal tutan parmağını yalar, göt öpmeyle ağız kirlenmez" diyen dandik bir ümmet kılığında sapkınlığa gidiş. Çok üzücü. Allah gerçek muhammed ümmeti olmayı nasip etsin...

Demezsem üzülürüm...

"Hakan Şükür partiyi sattı" deniliyor. Bunu diyenlerin zamanında Erbakan'ı satanlar olması ve Has parti'yi kurup, insanlara ümit verip anında satarak Ak parti'ye geçen Numan Kurtulmuş'un da bünleyelerinde bulunması dikkate değer bir çelişkidir. Neden sorusunun cevabı, erbakan'ın neden sorusuna verilen cevapta hazırdır muhtemelen. Hakan Şükür zaten istifa etmese vekilliğini hatırlayamayacaktık o ayrı... Ama demek ki 90+3 te de oyuna sokabiliyor oyuncuyu "hoca". Sonuç olarak tutuklamalarla beraber postmodern darbeler yeniden başladı. Cemaat vs Akparti savaşında galibin önemi yok çünkü toplumun yeterince midesi bulandı. Nasıl 28 şubatta Asker ve Dönem aktörleri "Ordu & kemalizm fobisi" yarattıysa toplum üzerinde, Şimdi Cemaat ve Akparti İslam fobisi yaratmakta. Bu kimin işine gelir? valla bizim ülke hariç herkesin işine gelir. İslamı bir dönem modası gibi görüp geçecek halk. Sonra denenmemiş Sosyalizm ya da Kapitalist folyoya sarılmış

Çay diyalogları

- Şöyle ki ; akşam dinlemekten hoşlandığım müzikleri sabah açtığımda "yuh bunları mı dinlemişim? ne iğrenç müzikler lan bunlar?"  deyip siliyorum. - Akşam olunca da onları arayıp, tekrar yüklüyorsun değil mi telefonuna. - ... - yani? - Evet. -... - Niye öyle bakıyorsun ki? - Sadece bununla yetinmiş olmadığını düşünüyorum. - Öyle tabi. Akşam sohbet ettiğim kişiler sabah arayınca hiç konuşasım gelmiyor. İki muhabbet ettik diye gündüz vakti işin ortasında aramak nedir? yani biraz saygı bekliyor insan. Dinlemek zorunda mıyım bıdı bıdı... - Hmmm.. - Hmmm ne lan? psikolog gibi karşımda triplere girme. - Ya tamam be oğlum altı üstü... - Değilim lan. - Peki değilsin. - Öyle miyim dersin? - kızmak yok. - Vallahi kızmam. - Bir süre böyle dengesizlikler geçireceksin. - Hah başladı psikolog. - Sus bi dinle ya! - tamam... - Akşam beni arayıp yarın akşam maçı sizde izleyelim diyorsun, sabah arıyorum açmıyorsun, sonra da arayıp "ne maçı oğlum ya, hiç çekemem ş

bizler

"Kurban olurum ben ona" diyerek herşeyiyle sevdiğimiz insanların kurbanıyız biz. Başımız sağ,bayramımız mübarek olsun.