Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Geçimsiz

Bazı şarkılara çocukluğumu zulaladım Yitik olan kaç diz yaram varsa geçim derdine düşmüş kemancıdadır Yoksulluğa yakışan en ucuz şey diye şiir Mahcubiyet vazgeçilmez metaforu divanların Bazı öyküler çok gerçekçi ama Hiç bir mutlu son yetmiyor kredi kartı borcuna babaların.  Bilmem kaç tren yolcuğunun paklayamadığı İçimde sahibine ulaşmamış heyecanlar var Ölüm ki kiraladığımız bineklerin feshi Dönüyor başım ağrıyor başım bir başıma Şimdi yalnızlık dediğin de beceriksiz bir hırsız Bir umut ihbarında teslim ev sahibine Yaram yarım ve derman eski yaradan  Derman yaradan... Haydi şimdi bir dünya ver şu ellerime Şu iki yanağımda iki yetim anasına sarılsın Senin amacın var benim sevgim Sen bitişe koş ben başa döneyim. 

Adının Anlamı

Adının anlamı bir kalp hastalığı olmalı. Yoksa her neyin var sorusunda sol göğsümü tutmamın açıklaması  basit bir grip olamaz. Öksürsem geçen bir gıcık değil özlemin.  Ülkelerin bölünüp insanların ekin gibi biçildiği bu dönemde aklımın meşguliyetini izah etmek için sözlükteki gerekli kelime adındır sanıyorum. Adının anlamı bir şarkı olmalı. Nakaratı hızlanan bir kalp çarpıntısı. Sadece Yılkı atları aşk için koşar. Babamdan miras aldığım işçilikle ancak yük beygiri tutkusu denir benimkine. Akşamları eve getirdiğim ekmeğin arasında durur gülüşün. Sen anlamazsın şimdi ne demek istediğimi. Zaten anlasan bir y...

Sana gelince

Kendi servetinde boy verse boğulacak adamların kendilerini tanrının gölgesiymiş gibi kutlu kıldıkları coğrafyalarda yaşadım. Yaşadım diyorum çünkü toplum sözlüğünde yaşamak kelimesi nefes alabiliyor olmaktı. Her birimiz kirpiklerimize kadar sirayet etmiş hırs fikirlerinin yılmaz birer önderiyiz. Kendimize ait cennetlerimiz ve cehennemlerimiz var. Bize kalsa tanrı kime neyi vereceğini bilmeyen bir acemi. Biz mi? Haşa! Her şeyi iyi biliriz biz. Yanacağı da biliriz, serin ırmaklarımızda uyuyanları da... Bizim kurallarımızın günahkarları var. Menfaatimize boyun eğen güzide kullarımız da. Yediğini resimli paylaşanı beğen ki, torunlarımıza da geçsin bu layk sünneti! Her an gelebilecek bir otobüs için durakta oturmay...

Ah manolya.

Ah Manolya, bebeğim. İsmin mevcut fakat yüzün yok aklımda. Yazayım diye uydurduğum, başkasının adına çalışan bir avatarsın bu yazımda. Çünkü paketteki son sigaramı içiyorum ve bakkallar toptancıya benim kadar dertlenmedikleri için uyurlar bu saatlerde. Başkasının belkide bakıp geçmediği rengarenk gözlerin bu saatte bir tek beni gerdi. Şu uyku denen mahlukat ne beceriksiz ki, kulübesinde TV başında uyuklayan emekli bekçinin göz kapaklarını kapayıp, benimkileri mesaiye bırakıverdi. Şu dünyada ne kadar bahtsız olduğumu tekrar hatırlayıp kederleniyorum anlamsız yere. Bu durum sana da her bölümde suçluyu amatörce tespit eden polisiye diziler gibi gelmiyor mu? Tabi gelmez. Çünkü sen de gelecek herhangi bir şeyi zihnin...

Tavandaki yazı

Bir kuzgun sanrısında bulanıklaşan çöl düşlerimiz. Kaçırmışız bilgenin keyfini. Sonu yok bu kendimizden sürgün edilişin kendimizce. Bir ceylanın avcıdaki hatrı kadar değiliz Bundan hiç bir ok yaralamaz bizi. Çok sesli sosyolojik yalnızlığımın kanattığı buhranımla düşledim seni. Babamın anlattığı annemde yoktun ve iklimler gibi çok değişken kelimeler kullanmadan yazdım her gidişini mavi günlüğüme. Her sabah penceremde belirip duvarıma çentik atan güneş, bir çocuğun daha öldüğünü söylediğinden olsa gerek, adından önce adalet gelir göçebe aklıma. Sanırım aşkı için gözyaşı dökenlerin çok vakti olmalı. Bu dünya ç...

Kırık yazı

İyi de özlem şapkan değil ki çıkarıp bir kenara koyasın. Özlüyorum işte. Şairin dediği gibi; kırgınım saç uçlarıma kadar. Ama cam kırılsa da cam. Dersim Dört Dağ İçinde - Erkan Oğur http://youtu.be/yQS0j4eQi0E

Uykusuz yazı

Masamda kullanım aralığına göre mesafesi ayarlı herşeyin. Küllük ve sigara yakınımda sık sık başvurduğum için, çay 2 kül çırpmada bir, resmin her satır başında. Otobüsün cam kenarına denk gelince mutlu olan bir adamdım ben niye bu durgunluğum ısrarla görkeme bürünüyor ki? Yalnızlığımın sebebi ruhuma işlemiş insan borsasından olsa gerek. Makul krizlerim var ve mutluluğumun uğradığı develüasyonun haddi hesabı yok. Kavuşsana bir tanem Merhametimize su katıldı diye mi sustuk biz seninle? Hep bu kazanmaya alerjimizden biliyorum. Kaybetmeye alışkanlığımızı hala cebimizde taşıdığımız akbil ele veriyor. Otobüs bekliyorsan kaybettin bu dünyada. Mutluluğumuzu tüketip vadeyi bozmasaydık belki de çocuklarımız olacaktı terfiye inanan. Okul müsamelerinde masum, iş hayatında müsamele uzmanı olacaklardı. Emekliliğimiz için tüm psikolojimizi doğrultup, sonra farkına varacaktık sevişmelerin emeklilikten daha büyük birikim olduğunu. Neden kimse aptal cips reklamlarındaki kadar çılgın ve ki...