Ana içeriğe atla

Sapkınlığa yumuşak geçiş ; Modernizm


Modernizm ve modern insanlar yükseldikçe içlerindeki hayvan da boy atıyor.
Çağdaş insan kimliğinin yani o entelektüel duruşun en büyük avantajı, içindeki hayvanı
saklayabiliyor olması. Dünyanın 51 Ülkesinde Yetişkin İçerikli Film Sitelerinde En Çok Aranan Kelimelerin yer aldığı istatistik verilerine bakılınca kendini modern olarak sınıflandıran ve öyle görülen ülkelerle gelişmemiş, gelişmekte olan, yolda kalan vs ülkelerin arama terimleri acı bir gerçeği ortaya koyuyor.
Sapkınlığın uç noktaya vardığı, çocuk pornosunun en çok kullanıldığı ülkelerin başını modern ülkeler çekiyor.
O muhteşem entelektüel duruşlu ülkelerin "teen" kelimesini en çok kullanan ülkeler olması
aslında sadece bilgi sahibi olmanın tek başına bir halta yaramayacağını anlatıyor.
Fazlaca bilginin verdiği erdem "Ahlak" olmalı derken, aslında ahlaksızlığa giden patikaları
keşfetmesini/yaratmasını da sağlıyor insanın. İlginçtir ki, aile yaşantısından tutun, dostluk ilişkilerine kadar gelenekçi, bağnaz ve yontma odun bireyler bile bu konularda sıkıştıklarında  "kaçıncı yüzyıldayız kardeşim!artık biraz modernleşin yahu!" diyerek bu bilgili sapkınlara öykünerek maske takarlar. Sorsan sabah eşine ya da çocuğuna güzel bir sözü dahi fazla bulur.
Bilge sapıklarımız var ve bu dünyaya güvenle bakmayı güç hale sokuyor.
İnsan yalnızlığında o canavara dönüşünce neleri istiyormuş anlamak zor olmasa gerek. Sapıklığa yumuşak geçiş ;  Modernizm
Daha yazacak çok şey var bu konuda ama midem kaldırmıyor.

İnsan yalnızlaşınca (ki inananlar için her halde şart) iki dosttan birini seçmek zorunda ;
Şeytan ya da Allah.
Yalnızlığında Allah'ı seçenlerden olmanız dileği ile.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

bizim olan şiir

Belki hiç bilmeden öleceğim Hangi suskunluk treni ulaşır İçindeki duraksız sessizliğe Merhamet, miğferi delik yalnız asker Elimden tut diyorum çünkü Sen tuttukça beliren bir kalabalık var göğsümde Ezgisinden kopuk bir zincirle bağlanmışken sûni gün doğumlarına Şimdi hangi vakitte öleceğimi bilmemek acziyetim değil hakkımdır Cellat kılıcı altındaki kelle kadar Özgürüm bu dünyada Elimden tut diyorum çünkü o zaman Hiçbir saat yetmiyor kalp atışlarımı saymaya Zarif kıyım fabrikasyon adamlar, Hiçbir genç kızın günlük tutanağında adı geçmemiş adamlar Aşkı anlatıyor ekranlarlarda. Sûretini mesai saatlerinden almış Esnaf gülüşlü kadınlar Tebessümünü kablosuz heyecanlara bağlayan çocuklar arasında Elimden tut diyorum çünkü Yeni bir yuva inşa etmeliyiz Toprağı katışıksız ve bize ait tuğlalardan

öykülemesine...

​​Ah benim komedyenler koynunda uyuyan hüznüm. Şimdi seni hangi kızarmış Münir Özkul yanağında dindirsem. Kendi zerre itibarı görmese de göbekli zenginler tartısında, yeryüzünde hiçbir cetvelin ölçemeyeceği kocaman Allah lafzı vardı yoksul gencin kalbinde. Yemek istediği kardeşinden gelen fırçayı tüm kalbi, yemeği yine sağ eliyle yerdi. Unutmazdı. Hah bir de Aysel vardı düşlerine tahta mandal ile astığı. Çorabının zaptedemediği içlik donu, günü geçerse kesilecek elektriğin faturası bir de Aysel. Sanki güneşini çalmış da gencin, maviye boyayıp göz kapa​​klarında saklamış. Hırsızdı Aysel. Geceleri vakit çalardı, bayılırdı 3-5 saatlerine. Nerde bitik bir kalp görse "kim atmış, sevilirdi bu daha" derdi. Ne güzel gülerdi be! 32 diş tekmili birden bir müzikalin ritmiyle eğilirdi. Ah ne beceriksiz aktörlerdi bahar kuşları onun konuşmasını taklit etmede. "- Bu kız benim olsa... "dedi genç, "- iki cihanımdan birini verirdim düşünmeden." Alıp anne babasını g...