Ana içeriğe atla

bizim olan şiir

Belki hiç bilmeden öleceğim
Hangi suskunluk treni ulaşır
İçindeki duraksız sessizliğe
Merhamet,
miğferi delik yalnız asker
Elimden tut diyorum çünkü
Sen tuttukça beliren bir kalabalık var göğsümde
Ezgisinden kopuk bir zincirle bağlanmışken sûni gün doğumlarına
Şimdi hangi vakitte öleceğimi bilmemek acziyetim değil hakkımdır
Cellat kılıcı altındaki kelle kadar
Özgürüm bu dünyada
Elimden tut diyorum çünkü o zaman
Hiçbir saat yetmiyor kalp atışlarımı saymaya
Zarif kıyım fabrikasyon adamlar,
Hiçbir genç kızın günlük tutanağında adı geçmemiş adamlar
Aşkı anlatıyor ekranlarlarda.
Sûretini mesai saatlerinden almış
Esnaf gülüşlü kadınlar
Tebessümünü kablosuz heyecanlara bağlayan çocuklar arasında
Elimden tut diyorum çünkü
Yeni bir yuva inşa etmeliyiz
Toprağı katışıksız ve bize ait tuğlalardan

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sapkınlığa yumuşak geçiş ; Modernizm

Modernizm ve modern insanlar yükseldikçe içlerindeki hayvan da boy atıyor. Çağdaş insan kimliğinin yani o entelektüel duruşun en büyük avantajı, içindeki hayvanı saklayabiliyor olması. Dünyanın 51 Ülkesinde Yetişkin İçerikli Film Sitelerinde En Çok Aranan Kelimelerin yer aldığı istatistik verilerine bakılınca kendini modern olarak sınıflandıran ve öyle görülen ülkelerle gelişmemiş, gelişmekte olan, yolda kalan vs ülkelerin arama terimleri acı bir gerçeği ortaya koyuyor. Sapkınlığın uç noktaya vardığı, çocuk pornosunun en çok kullanıldığı ülkelerin başını modern ülkeler çekiyor. O muhteşem entelektüel duruşlu ülkelerin "teen" kelimesini en çok kullanan ülkeler olması aslında sadece bilgi sahibi olmanın tek başına bir halta yaramayacağını anlatıyor. Fazlaca bilginin verdiği erdem "Ahlak" olmalı derken, aslında ahlaksızlığa giden patikaları keşfetmesini/yaratmasını da sağlıyor insanın. İlginçtir ki, aile yaşantısından tutun, dostluk ilişkilerine kadar gelenekç...

öykülemesine...

​​Ah benim komedyenler koynunda uyuyan hüznüm. Şimdi seni hangi kızarmış Münir Özkul yanağında dindirsem. Kendi zerre itibarı görmese de göbekli zenginler tartısında, yeryüzünde hiçbir cetvelin ölçemeyeceği kocaman Allah lafzı vardı yoksul gencin kalbinde. Yemek istediği kardeşinden gelen fırçayı tüm kalbi, yemeği yine sağ eliyle yerdi. Unutmazdı. Hah bir de Aysel vardı düşlerine tahta mandal ile astığı. Çorabının zaptedemediği içlik donu, günü geçerse kesilecek elektriğin faturası bir de Aysel. Sanki güneşini çalmış da gencin, maviye boyayıp göz kapa​​klarında saklamış. Hırsızdı Aysel. Geceleri vakit çalardı, bayılırdı 3-5 saatlerine. Nerde bitik bir kalp görse "kim atmış, sevilirdi bu daha" derdi. Ne güzel gülerdi be! 32 diş tekmili birden bir müzikalin ritmiyle eğilirdi. Ah ne beceriksiz aktörlerdi bahar kuşları onun konuşmasını taklit etmede. "- Bu kız benim olsa... "dedi genç, "- iki cihanımdan birini verirdim düşünmeden." Alıp anne babasını g...