Ana içeriğe atla

Kayıtlar

El yapımı tanrılar

Birgün inanacağını ümit ettiğin kişi ve ölüm; çocukluğunda inandığın hurafeler gibi  artık,  itiraf et. O hiç gelmeyecek sen de hiç ölmeyeceksin gibi sanki.Gelmeyecekse ne anlamı var ki ölümsüzlüğün diye sormakta haklısın. Kolundaki saat sadece bir alışkanlık çünkü telefon ekranına tek bakma bahanen zaman. ölümü beklediğinden değil üstelik. sıkıldığında gözlerini kaçıracağın el yapımı bir ufuktur o ekran. İnsanlığın meydana getirdiği tanrılarla kaldıraçı kıyasladığınızda, arşimet daha faydalı bir zeus'tan. Ya da ares'i gördüğü yerde pataklar ulubatlı. Dokunamadığımız ne varsa nasılda ürüyor gözle görünmez bakteriler gibi. oysa tek hücreli bir amip etmiyor Afrodit ama nice ergenin rumuzu oluyor sosyal medyada. kafamızda büyütüp beslediğimiz tanrılar... Babanızın verdiği parayla gidip oyuncak baba almaktan sıkılmadınız mı hala?İnsanları ve eşyayı tanrılaştırmaktan? -Hepimiz Tokat valisiyiz burger king'i dualarla açan. - Rabbim! bana kendi tanrımı yapmak için fırsat ver....

Sarı sıcak

Her ölen mühim adamın son sözü gibi gülüşün. Yangınlar ardında yeşil bir ağaç İlk kurtarılması gerekenlerin ilki unutulmuş bir toplumsal karmaşada Seni beni biz yapan neyse onu götürmüş Sarmış bir kavruk yüzlü köy kızının yazmasına Namusumuzun sivil bayrağı hani çeyizindeyken vurulmuş kız Uzun menzilli Neruda mısrasıyla Sen çerçevelete dur çıktığın Merdivenin  her basamağını Çoluk çocuğa karışmış akranın Ayazmış bozkır, ona ne? Tezek dumanı tüter üstelik evinden Sarı altmışlık ampul ışığında farkedersen huzurunu Bunun üstüne bir daha yenilemezsin.

Ölümlü yolculuk

Yoğun bir minibüs yolculuğu başladı yine. - Bu arada Kadın adamı öldürdü ve sonra yargıladı. Suçlu oldu adam. Çünkü ölüler cevap veremezdi. Cevapsız kalınca adam, ceset oluverdi. Sonra kadın ferahladı. Vicdanı çok rahatladı. adam haklı olsaydı ölmezdi dedi bencilce. Kadın bencilliğin ve cinayetin her türlüsünü iyi biliyordu. - Yolculuk bitince inmek gerekti sonra. ayak kokusu ve bağrışmalar içinde geçen minibus yolculuğu. akabinde bir ergene gelen aramanın burak kut müziği inerken kulaklarımda. " yaşandı bitti saygısızca..."

Intro

Bu sessizliğim, bu plastik çiçeklere şefkat ve odamdaki yalnızlığımda bulduğum huzur. Bu gidişinin ayak sesleri göğsümden. Yeni bir hayatın açılış konuşması; duyduğum şehrin gürültüsü. yanık çekilen bir uzun havanın, bol ritimli bir türküye bağlanma anı. Ne olur, tekrar gelişinle çekme herşeyin fişini prizden...

Ara sefer

 iki yaşamdan bir ölüm meydana getiriyorsak. İki ayrı yalnızlık olsun adımız. Kendi dünyamızdaki sevda ile  daim kılalım heveslerimizi. Çocukların niyeti hep temizdir ve her evcilikte ciddi düşünür kızlar.  Bitsin bu evcilik çünkü yetişkinliğin şakası yoktur. Artık yaşama dair ne varsa bir perde daha belirsizlik kazandı benden. Göğsüme hapsettiğim tüm sevinçlerim ve özlemimle "hiçbir şey olmamış adam"ı oynamak düştü payıma. Zaten sabırlı insan tanımında amaç beklemek değil ki, amaç olmayacağını bildiğin herşeyi olduracak bir rabbinin olduğunu bilmek. olmuyorsa da olmayışının hayrına yürümek çıplak ayaklarla. Her akşam beş dakika ile kaçırırım binmem gereken otobüsü. ilginç bir bekleme dürtüsü oluşmuş içimde. "bekleme otobüs beş dakika önce gitti" diyor bir toplum gönüllüsü amca. "anladım" diyorum ama bekle diyor her seferinde bir ses. konuşmuyorm, yorum yapmıyorum, lanet okumuyorum, hayıflanmıyorum. Bir bakıyorum gelmiş otobüs. "bu saatte yoktu...

Biten oyuncak sadakati

Suretin işlenmiş bir bahara kalemi söğüt mürekkebi rüzgar  Yüzüm kıştır benim gülüşüm bir topak kar Ölümler üstüne edilmiş yemin gibi uğursuz,gereksiz bir lakırdıyım ondandır gamım Zulmün işlendiği iman kimliğimde. Adım adam etmez... Ömürlük yolum arzularına bir adım etmez. bir gedanın gadası toplasan derdim Kırıldıkça küsmeyen oyuncak sadakati işte Ancak şımarık çocuk büyüyünce gidebilirdim.

tevekkül

kavramlar ötesi bir bencillik bu hiçbir bekçi sevmez kalabalık geceyi entarisi çiçekli ve uykusunda ölen  kız çocukları yağıyor ağustosun son bulutundan. bir heykeltraşları unutmadım bir de kıyımlara adını veren kalpsizliğin  gayrı meşru adamlarını gözü çok kapalı toplumda büyüdüm çok politik çok fanatik. çok ejnebice seviyorken biz çok küfrediyoruz türkçe... dilimizi en çok ağlarken ve küfrederken seviyoruz imanım partiler ihalesine depozito olmadan gideyim. Allah beni Allahla kandıranlardan sorsun ben hesap nedir nereden bileyim. Ve Allah kavramları da bekçileri de bilendir.