Ana içeriğe atla

Kayıtlar

seviyor muydun?

-Onu seviyor muydun ? - evet - Herşeyiyle mi ? -Evet. - Mesela şöyle iğrenç bir halde olsa? -.. - Mesela şu çirkinlikte olsa? - Kurban olurum ben ona. yani olurdum... -...   Manyak mısın oğlum sen? -...

..

içimde günlerdir başlayan bir aldatılmışlık hissi. sanki tükürsem geçecek gibi. Ama geçmiyor işte.

Ruhumdaki cevapsız çağrılar

Sen gel ben dururum. zira üşengecim şu sıralar bütün kavuşmalara. Cümlelerimi söküp yakamdan, dün istifa ettim özlemek işinden. Olmuyor böyle canım. Gülüşü güzele şiir yazmak haddimize mi düşmüş? Nazire bizimki metaforları gamze,diş ve dudak olan bir şiire. Annemin bin türlü emekle dokuduğu yalnızlığımı giyip koştuğum tüm sahiller, vapur yolculukları ve gözlerimin daldığı  yol çizgilerine özgürlük tanıdım. Zaten verilmesi gecikmiş her hakkın sahibine iadesi söz konusudur. ölüm değil tabi, halt etme çünkü Hakkındır ölüm, toprağa depozitodur ceset. Bedenimin ruhumda bıraktığı tüm cevapsız çağrıları gözden geçirip, "uyuyordum bir nefs yorgunluğunda, duymamışım" bahanesi ile barışmak istiyorum.  Hani şu renkli olan şeyler, insanlarda gülümseme yaratır, yahu nasıl bilmezsin? düşler işte...  Artık düş işine gireceğim, annem tavsiye etti. Filancanın oğlundan neyim eksik, satmış koca koca binalara masumiyetini. Sen gel ben demlerim çayı. Zira, kendim kaynatıyorum suyu, düşm...

El yapımı tanrılar

Birgün inanacağını ümit ettiğin kişi ve ölüm; çocukluğunda inandığın hurafeler gibi  artık,  itiraf et. O hiç gelmeyecek sen de hiç ölmeyeceksin gibi sanki.Gelmeyecekse ne anlamı var ki ölümsüzlüğün diye sormakta haklısın. Kolundaki saat sadece bir alışkanlık çünkü telefon ekranına tek bakma bahanen zaman. ölümü beklediğinden değil üstelik. sıkıldığında gözlerini kaçıracağın el yapımı bir ufuktur o ekran. İnsanlığın meydana getirdiği tanrılarla kaldıraçı kıyasladığınızda, arşimet daha faydalı bir zeus'tan. Ya da ares'i gördüğü yerde pataklar ulubatlı. Dokunamadığımız ne varsa nasılda ürüyor gözle görünmez bakteriler gibi. oysa tek hücreli bir amip etmiyor Afrodit ama nice ergenin rumuzu oluyor sosyal medyada. kafamızda büyütüp beslediğimiz tanrılar... Babanızın verdiği parayla gidip oyuncak baba almaktan sıkılmadınız mı hala?İnsanları ve eşyayı tanrılaştırmaktan? -Hepimiz Tokat valisiyiz burger king'i dualarla açan. - Rabbim! bana kendi tanrımı yapmak için fırsat ver....

Sarı sıcak

Her ölen mühim adamın son sözü gibi gülüşün. Yangınlar ardında yeşil bir ağaç İlk kurtarılması gerekenlerin ilki unutulmuş bir toplumsal karmaşada Seni beni biz yapan neyse onu götürmüş Sarmış bir kavruk yüzlü köy kızının yazmasına Namusumuzun sivil bayrağı hani çeyizindeyken vurulmuş kız Uzun menzilli Neruda mısrasıyla Sen çerçevelete dur çıktığın Merdivenin  her basamağını Çoluk çocuğa karışmış akranın Ayazmış bozkır, ona ne? Tezek dumanı tüter üstelik evinden Sarı altmışlık ampul ışığında farkedersen huzurunu Bunun üstüne bir daha yenilemezsin.

Ölümlü yolculuk

Yoğun bir minibüs yolculuğu başladı yine. - Bu arada Kadın adamı öldürdü ve sonra yargıladı. Suçlu oldu adam. Çünkü ölüler cevap veremezdi. Cevapsız kalınca adam, ceset oluverdi. Sonra kadın ferahladı. Vicdanı çok rahatladı. adam haklı olsaydı ölmezdi dedi bencilce. Kadın bencilliğin ve cinayetin her türlüsünü iyi biliyordu. - Yolculuk bitince inmek gerekti sonra. ayak kokusu ve bağrışmalar içinde geçen minibus yolculuğu. akabinde bir ergene gelen aramanın burak kut müziği inerken kulaklarımda. " yaşandı bitti saygısızca..."