Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Noter onaylı mektup

Sevgilim Kesisen yollarimizin doktugu kan helaldir umutlarimiza Hani utanmasak yalnizca seni sevmeliyiz ikimiz. Yani "bence" öyle. Ne kadar erken baslarsak seni sevme isine O kadar daha az gec kaliriz ezilmisliklerini merhemlemeye. Tam olmaz belki bunu kabul ederim. Bir de sabahin dördünde yalnizca benim uyumadigimi. Keske bir yorgan örtebilse ikimizin uzun boylu yalnizligini Ve yastikta senin sac telini görmekten bikacagim gunun hayalini tovbe nidaları ile kışkışlamalarım  anlam kazansa. Imkansizliginda Zümer 53 ve kurdugum hayalin icin fikrim ; Varligina kiyasla sallama cay, telvesiz kahve... Ve agir olacak belki ama cakma parfümleri hic sevmiyorum sensiz hayal kurarken resmine bakip... Hani geliyorum desen, "sen yorulma bi koşu giderim notere" deyip, dünyayı tapulayacağım üstüne. Şair burada ne demiştir, anlatacağım bir bir...

Aşk ve mobilyalar

Körüğünde kalp yakar bazı gülüşler. Yaktıkça güzelleşirler. Gülüşündeki sadakamı eksiltecekse okuma kafka'yı. kesme garibanın rızkına vesileyi. Sen ne zaman gülsen Ayak tırnağımdan saç telime kadar halay çekiyor hücrelerim. İlk seni seviyorum lafını misal vermek için söylediğini hatırlıyor musun ; "diyelim ki seni seviyorum" İşte o an gırtlağımda yutulmayı bekleyenlerin trafiği vardı. Öyle yutkunmuştum ki, simitçi de geçmişti gişeden. tuttuğun elime tüm uzuvlarımın imrenişini görmeliydin. Evet saçmalıyorum çünkü aşık olmak çok saçma ve  mantıklı düşünen prezentabl salon erkekliğinden uzaktır. Sinemada yaslandığ...

Vesselam

Aslında bir selamına bakar hepsi. İçimde yıkılan köprüler ve evladını ameliyatında yitirmiş doktor sızlanması. Hepsi bir merhaba ile ayaklanıp toparlar bu kenti. İmkansızlığının bombabaladığı tüm yoksul savaş haneleri unutur, geri döner başka kalplere mülteci güvenim. Benim merhabadan öte cümlem yok sana. Ötesi yok bu dilsizliğin. Sana adınla seslenmek nasılsın derken, atlayış binlerce fit yükseklerden. Sen cevap yazmadıkça açılmıyor paraşüt. Ve bu bilmem kaçıncı kazıyışı dostlarımın beni asfalttan. muhteşem gece kulübü yaşamlarından gözlerini alıp baksan aslında gözlerime, sadece sevgiyi vereceğim yüreğine. Üstelik binlerce şişe votkanın veremediği bir imam nikahı mutluluğu. Gözleri boyasını senden almış evlatlar... Akranlarının şirin kedi resimlerini evlat gibi paylaştığı saatlerde kızımızın ilkokul fotoğrafları asılı olacak odamızda. Fotoğraf duvarda olacak sen kollarımda. Sosyal medyalarda ekürili Kış turizmine inat,  limonlu kekikli çorba içiriyor olacağım sana iyileş diye. So...

Hiçli şiir

Sus ki halden anlasın toprak  Güvertede simit işçisi martı anlasın Bilmez kalp kırıldığını gülmek akla gelmeden Sus ki eylemin bilinsin gaip saltanatında Konuşarak ölür gönlü yarda kalan Bu sokak karanlığı titreyen fener Ve boğazındaki gemileri yutkunamayan şehir  Ancak sen feryadını yutarsan dile gelir Sus ki sessizliğin kefesinde ağır gelsin hatrın O sessizlik ki sahibi her sineye ilacını verir.

Gelmeyenin şiiri

Gel etme yoksuluz ikimiz de Olanım kopanım sermayem Kaynayan ömrümün buharından kalan İçilmemiş kıyılmamış bir Yudum gülüşün Gel etme yakışırız biz bize. Yalnızca bir çift serçeyiz aynı tele konmayan, konuşmayan. Gökyüzü hep aynı gözlerimiz değil Bir çift uykusuz yeşil bebek taşırsın  Bense talihimi kirpiklerimde... Gel etme ölürüz ikimiz de Seni de yıkar bu yağmurlar beni de Ikimize de yeter bir dilim huzur  Ve sarı pencereli orta halli bir hane Yalnız bizim sevdiğimiz Gel etme doğarız yeniden Sen gülüşünde, ben sende.  Gel,  gitme...

Anlatım bozukluğu

Zamandan sorumsuzdum bir yelkovan kesti ömrümü Rabbim durdur, çok kan kaybetti takvimim. Sırtındayım dolunayın. Işık görmem. Parça parça zulme mahzar oldu nesfim Kutlu bilir her zalim Hey Hak! yırtılmıyor ışığını kesen göz zarım Bir yalnızlığın karanlığı yol gösterir kör benliğime Ben oluruz, Biz ölürüz, Sen dirilir hepsi.

öykülemesine...

​​Ah benim komedyenler koynunda uyuyan hüznüm. Şimdi seni hangi kızarmış Münir Özkul yanağında dindirsem. Kendi zerre itibarı görmese de göbekli zenginler tartısında, yeryüzünde hiçbir cetvelin ölçemeyeceği kocaman Allah lafzı vardı yoksul gencin kalbinde. Yemek istediği kardeşinden gelen fırçayı tüm kalbi, yemeği yine sağ eliyle yerdi. Unutmazdı. Hah bir de Aysel vardı düşlerine tahta mandal ile astığı. Çorabının zaptedemediği içlik donu, günü geçerse kesilecek elektriğin faturası bir de Aysel. Sanki güneşini çalmış da gencin, maviye boyayıp göz kapa​​klarında saklamış. Hırsızdı Aysel. Geceleri vakit çalardı, bayılırdı 3-5 saatlerine. Nerde bitik bir kalp görse "kim atmış, sevilirdi bu daha" derdi. Ne güzel gülerdi be! 32 diş tekmili birden bir müzikalin ritmiyle eğilirdi. Ah ne beceriksiz aktörlerdi bahar kuşları onun konuşmasını taklit etmede. "- Bu kız benim olsa... "dedi genç, "- iki cihanımdan birini verirdim düşünmeden." Alıp anne babasını g...