Ana içeriğe atla

Merhem



Gitmek, ölmek ya da kalmak yaşamsız
Ne farkı var ki anlamsız çoklukta tekliğin
Diye düşünürken ve düşerken
yakaladın beni yüzünün ezgisiyle
Tuttun yanık heyecanlarımdan
Annem mi sürdü seni dizime
Sessizce iyileştirdin yaralarımı
Sensiz ayak basılmamış sayılır her coğrafya
Alınmadı hiçbir uykum senle uyanmadıkça
Gerdanında salıncak çocukluğum,
Bol şekerli düşler büyütür
Hiç büyümemenin umuduna

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

gerçekten eve lazım olan camiye haram mıdır?

Mısırdaki olaylar için sosyal medyada Mursi'ye destek iletileri yazınca Salih hocamdan gelen değerlendirme ile geçen diyaloğu sunmak isterim. (özelden değildir, paylaşım altında yorumdur o yüzden paylaşıyorum.) "Sevgili Mihraç..Ha Mursi ha mübarek. Bunların hepsi batının adamları. Mısırda olan biten şeyler Amerikanın at ve uşak değiştirmesinden başka birşey değil. Olan zavallı Mısır halkına oluyor. Yakın tarihte dünyada İslami karakterli gözüken bir tane hareket yoktur ki Batı menşeili olmasın. Sakal bırakmakla müslüman olunmuyor. Müslüman isen önce emperyalizme-soyguna karşı çıkacaksın. Çünkü İslam hristiyanlığın (batının) "bir yanağına tokat atana öbür yanağını çevir" anlayışına karşı "kısas" ı yani adaleti koymuştur. Mısırlılar tekbir getirip birbirlerini kırsınlar ancak. Ama bizler Mısır dan önce Doğu Türkistan'a Kerkük'e Talefer'e bakalım. Çünkü eve lazım olan camiye haramdır. Selamlarımla." Sayın hocam, Mursi; Seyyid Kutub'd

Hiçli şiir

Sus ki halden anlasın toprak  Güvertede simit işçisi martı anlasın Bilmez kalp kırıldığını gülmek akla gelmeden Sus ki eylemin bilinsin gaip saltanatında Konuşarak ölür gönlü yarda kalan Bu sokak karanlığı titreyen fener Ve boğazındaki gemileri yutkunamayan şehir  Ancak sen feryadını yutarsan dile gelir Sus ki sessizliğin kefesinde ağır gelsin hatrın O sessizlik ki sahibi her sineye ilacını verir.

Ölüm tecil edilirken

http://youtu.be/NaP6VcXjyTk Gün bize küsüp yüzünü döndüğünde her akşam... Bahtımızın çivisi iyi çakılmamış diye yani, düşer astığımız her umut beton zemine.  Bıkmayız her düşüşte yeniden silkeleyip ütülemeye düşlerimizi.  Kıyametin alametini ararken aklımıza asla gelmeyen yerdir sol göğsümüzdeki kalpsizlik. Yerinde hırs atar, kalp istifasından faydalanıp işe başlayan ilk reşitliğimizle... Büyüyoruz derken çocukluğumuzun yapıştığı paçamız çoktan yırtıldı. Kariyer ve kimlik çatışmasında uğradığımız kapital terörleri niye unuttuk ki? Niye zenginlere kahır okuyan kanaat fukarası olduk? Hangi vakit treni bıraktı bizi bu kibir durağında? Saate bakmaya korkup, hızlı ölmenin hesabına düştük çok yaşayalım diye.  Beyhude kelimesi size de meşhur bir künefeci ismi gibi gelmiyor mu... Geçim sıkıntısı bir tane. Geçim için tüm duyguları geçiştirme hırsı sonsuz çarpı günahkarlık.  Ölüyoruz işte bu lanet dünyada. Bomba ya da ecel ile ( sanki bir kurşun ya da trafik kazasında ölmek ecelin lisans alanınd